e sul mio petto ancora vivo
piombò la parola di pietra.
non fa nulla, vi ero pronta,
in qualche modo ne verrò a capo.
oggi ho da fare molte cose:
occorre sino in fondo uccidere la memoria,
occorre che l’anima impietrisca,
occorre imparare di nuovo a vivere.
se no… oltre la finestra
l’ardente fremito dell’estate, come una festa.
da tempo lo presentivo:
un giorno radioso e la casa deserta.
***
ve o kurşun gibi söz düştü
henüz yaşamakta olan göğsümün üstüne.
olsun varsın. hazırdım.
iyisini de kötüsünü de göreceğiz.
bugün, yapacak çok işim var;
belleğimi sonuna dek öldürmeliyim,
ruhun bir taş gibi olması gerek,
yeniden yaşamak, bunu öğrenmem gerek.
yoksa… yazın sıcak uğultusu
bir bayram gibi penceremin ardında.
nicedir duyuyordum, nicedir
bu aydınlık günü, bu bomboş evimi.
(*) anna achmatova, traduzione di: ?
(**) anna ahmatova, “yaban balı özgürlük kokar”, dokuzuncu bölüm: “ilahi”, s. 69, traduzione di/çev: günes acar, ada yayınları, 1985.